1966 yılında Hacettepe Üniversitesinden gelen Dr.Oğuz İKİZOĞLU, Dr.Güler AKSU, Dr.Engin BAYKAL ve Dr.Behiç TÜZMEN tarafından kurulan, önce Erzurum Numune Hastanesinde hizmete başlayan Göz Kliniği bugün modern Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesinde hizmet vermektedir. Kliniğimizde katarakt, vitreus ve retina hastalıkları, nöro-oftalmoloji, kornea, pediatrik oftalmoloji ve şaşılık, glokom, oküloplasti alanlarında hizmet verilmektedir. Hastanemizin Cerrahi Blok 5.katta yer alan servisimizde 28 yatakla yatan hastalara ve -1. katlardaki polikliniklerinde ayaktan hastalara hizmet verilmektedir. Anabilim dalımıza ait 3 tane tam donanımlı ameliyathane mevcut olup, haftanın her günü en modern ekipmanlarla yıllık yaklaşık 3600 ameliyat yapılmaktadır.

     Öğretim Üyeleri

  1. Prof. Dr. Orhan BAYKAL (Anabilim Dalı Başkanı)
  2. Prof. Dr. İbrahim KOÇER
  3. Prof. Dr. İlknur AKYOL SALMAN
  4. Prof. Dr. Orhan ATEŞ
  5. Doç.Dr. Emine ÇİNİCİ
  6. Dr.Öğr.Üyesi Mustafa YILDIRIM

 

     Asistan Doktorlar

Arş. Gör. Dr. Muhammed SENEMTAŞI
Arş. Gör. Dr. Betül GÖKÇEK
Arş. Gör. Dr. Merve ÇAĞLAROĞLU
Arş. Gör. Dr. Fatma Tuğçe YAVUZ ÖZTÜRK
Arş. Gör. Dr. Mert BİLGİLİ
Arş. Gör. Dr. Zehra GÜVEN SAĞLAM
Arş. Gör. Dr. Abdullah Ensar KILIÇ
Arş. Gör. Dr. Atakan KARAKÖSE
Arş. Gör. Dr. Miray SÖYLEMEZ
Arş. Gör. Dr. Melike Ayşe MEMİŞ
Arş. Gör. Dr. Büşra MEDETOĞLU
Arş. Gör. Dr. Muhammed İLHAN

Katarakt: Kliniğimizde güncel FAKO tekniğiyle katarakt hastalarının tedavisi sağlanmaktadır. Konjenital,travmatik katarakt vb. olgular ileri teknik ekipmanlarla tedavi edilebilmektedir.

Glokom : Erken ya da ileri evre glokom hastalığı ile başvuran hastalara; pakimetri, görme alanı, sinir lifi analizi ve ultrason biomikroskopi gibi tanısal testler uygulanarak ileri cerrahi tedaviler uygulanmaktadır. Trabekülektominin yanı sıra katarakt cerrahisi, kombine fako-trabekülektomi, seton cerrahisi, minimal girişimsel glokom konjenital glokom cerrahileri; argon lazer iridotomi ve periferik iridoplasti işlemleri uygulanmaktadır. Glokom alanında TOD glokom birim üyesi Dr.İbrahim Koçer görev yapmaktadır.

Kornea: Kornea’da; penetran ve derin lameller keratoplasti, oküler yüzey ve ön segment rekonstrüktif cerrahileri, ön ve arka segment kombine cerrahileri alanlarında yoğunlaşmıştır.

Göz Bankacılığı çalışmalarımız 2014 yılında Dr.Sadullah Keleş tarafından başlatılmış ve Sağlık Bakanlığı tarafından belgelendirilmiştir. Bu kapsamda yaklaşık 400 adet keratoplasti(kornea nakli) ameliyatı kliniğimizde yapılmıştır. 2019 yılında Dr. Mustafa Yıldırım kornea bankası birimine katılmıştır.

Retina : Retina hastalıklarının teşhis ve tedavisinde fundus flöresein anjiyografi (FFA) ve argon lazer fotokoagülasyon gibi girişimler ile birlikte vitreoretinal cerrahiler yapılmaktadır.

Kliniğimiz halen haftada 5 gün çok sayıda ve çeşitlilikte 20G ve 23G vitreoretinal cerrahinin uygulandığı, FFA, argon lazer fotokoagülasyon, optik koherens tomografi (OCT), , intravitreal tedaviler gibi girişimsel işlemlerin yapıldığı tam donanımlı bir merkezdir. Haftada 20-25 vitreoretinal cerrahi uygulanmakta ve 40-50 tıbbi retina hastası görülüp gerekli ayaktan girişimleri yapılmaktadır. Retina cerrahileri kliniğimizde Dr.Orhan Baykal ve Dr.Orhan Ateş tarafından yapılmaktadır.

Oküloplastik ve Orbita: Kapak hastalıkları, lakrimal hastalıklar, soket problemleri, orbita hastalıkları ile başvuran hastalara medikal ve cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.

Üveitler : Üveitlerin tanı ve tedavisi için gerekli olan en son teknolojik donanım (Fluoresein anjiografi, yüksek çözünürlüklü optik koherens tomografi, fundus otofloresans, ultrason biomikroskopisi, vb.) ve cerrahi imkanlar (tanısal pars plana vitrektomi vb.) en üst düzeyde hastaların hizmetine sunulmaktadır. Ayrıca bu hastalıkların neden olduğu katarakt, retina yırtıkları, kanamaları ve dekolmanları gibi rahatsızlıkların medikal ve cerrahi tedavileri de başarı ile ve rutin olarak uygulanmaktadır. Birimimizde tedavisi yapılan üveit ilişkili durumlardan başlıcaları;

  1. Enfeksiyöz ve non enfeksiyöz ön, orta, arka üveitler,
  2. Behçet üveitleri,
  3. Otoimmün hastalıklar ile ilişkili üveitler (Sarkoidoz, sistemik lupus eritematozus, multipl skleroz vb.),
  4. Artritler ile ilşkili üveitler (Romatoid artrit, ankilozan spondilit vb.),
  5. Skleritler,
  6. Göz içi enfeksiyonlar,
  7. Retinanın inflamatuar hastalıkları; retinitler ve retinal vaskülitler,
  8. Optik sinir başı iltihapları (papillit).

Pediatrik Oftalmoloji ve Şaşılık : Bu alanda , şaşılık ve ambliyopi, pediatrik kataraktlar, prematür retinopatisi (ROP) ve diğer pediatrik göz hastalıkları tedavi edilmektedir.

Katarakt

       Katarakt, gözün renkli kısmı olan iris dokusunun arkasında olan doğal lensin saydamlığını yitirerek görmeye engel olmasıdır.

Çoğunlukla ileri yaşlarda görülmekle birlikte;

  1. Yenidoğan bebeklerde doğumsal olarak,
  2. Diyabet hastalarında yüksek kan şekerine bağlı olarak,
  3. Uzun süreli kortizonlu ilaç kullanan hastalarda veya
  4. Göze gelen travmalar sonrasında da görülebilir.

Halk arasında “göze perde inmesi” olarak da tanımlanabilmektedir.

Katarakt Belirtileri Nelerdir?

  1. Görmede yavaş yavaş azalma
  2. Görüntüde ve renklerde soluklaşma
  3. Gece görüşte bozulma
  4. Okuma zorluğu
  5. Gözlük numaralarında sık değişme
  6. Çift görme
  7. Bazı tiplerde (nükleer katarakt) yakını daha iyi görme. Hasta yakını daha iyi gördüğünü söyler. Fakat bu iyi görüş geçicidir ve katarakt sertleşmeye devam ettikçe yakın görüş de bozulur.

Tanı

       Tanı için detaylı bir göz muayenesi gerekir. Muayene sırasında görme keskinliği ölçülür ve göz bebeği damla ile genişletilerek doğal lens incelenir.

Tedavi

       Kataraktın tedavisi cerrahi iledir, ilaçla veya gözlükle tedavi edilemez. Günümüzde katarakt ameliyatı, “Fakoemülsifikasyon” denen teknikle yapılmaktadır.

Riskleri Var Mıdır?

       Ameliyat sırasında kataraktlı merceğin kapsülünün delinmesi ve katarakt parçalarının göz içine düşmesi gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu takdirde aynı seansta veya 2. bir seansta parçaların temizlenmesi gerekebilir.

       Ameliyat sonrasında ise gözün mikrop kapması (endoftalmi), retina dekolmanı (sinir tabakasında ayrışma), kornea ödemi (şeffaf tabakanın şişmesi), Irvin Gass Sendromu (görme merkezinin ödemlenmesi) gibi komplikasyonlar gelişebilir.

Ameliyat öncesi;

       Ameliyat öncesinde her zaman kullandığınız ilaç ve göz damlalarınızı kullanmaya devam ediniz. Ancak bu konuda göz doktorunuzu mutlaka bilgilendiriniz.

Ameliyat Sonrası;

       Ameliyatın ertesi günü göz kontrolünüz yapılır. Bir ay boyunca kullanacağınız göz damlalarınız, göz doktorunuz tarafından size tarif edilir. Ameliyattan 1 hafta sonra tekrar göz kontrolünüz yapılır. Ameliyattan 1 ay sonra ise gözlük muayeneniz gerçekleştirilir.

       Göze hangi tip mercek takılırsa takılsın, göz derecesinin %100 sıfır olacağının garantisi yoktur. Genellikle %80-90 gözlüksüzlük beklentisi mevcuttur.

Katarakt Ameliyatı Olanlar Nelere Dikkat Etmeli?

  1. Ameliyat sonrası reçete edilen göz damlalarını düzenli kullanmalı, ihmal etmemelidir.
  2. Damla damlatmadan önce eller yıkanmalıdır.
  3. İlk 1 hafta boyunca gözler ovuşturulmamalıdır.
  4. Saçlar yıkanırken saçlardan akan kirli ve köpüklü su göze değmemelidir.
  5. İlk 1 hafta ağır kaldırılmamalıdır.
  6. Ayrıca ilk 1 hafta gözde şiddetli ağrı ve çapaklanma olursa, derhal göz doktoruna başvurulmalıdır. Nitekim bu şekilde ağrı ve çapaklanma, gözün mikrop kapmasının belirtisidir.

Katarakt Ameliyatı Sonrası Tam İyileşme Mümkün Müdür?

       Ameliyattan sonra gözün diğer bölümleri sağlıklıysa, tam görüş beklenir. Tam görüş gözlüklü veya gözlüksüz sağlanabilir. Gözün içine mercek takılması durumunda genellikle %80-90 gözlüksüzlük beklentisi mevcuttur.

Retina Hastalıkları

       Retina tabakası görmemizi sağlayan, gözün içine giren ışığı algılayan milyonlarca sinir hücresinden oluşur. Bu hücrelerin ışık algısı, görme siniri (optik sinir) ile retinadan beyindeki görme merkezine taşınır.

       Retina, görme siniri ve beyin birbirinin devamıdır diyebiliriz. Retinadaki sinir hücreleri tam hasara uğrayıp ışığı algılayamaz hale geldiğinde, sinir hücreleri tekrar çoğalmaz. Yani kalıcı sinir hasarı, görmemizde de kalıcı bir kayba neden olur.

       Retinadaki sinir hücreleri çok hızlı çalıştıklarından damarlarla beslenmeleri de çok önemlidir ve hem retina içindeki damarlardan hem de retinanın dışındaki damar tabakasından beslenirler.

       Retinada bir hasar oluşmaya başladığında erken fark etmek ve zamanında retina konusunda uzmanlaşmış göz cerrahları tarafından tedavi olmak (damla, göz içi ilaç uygulamaları, lazer tedavileri, fotodinamik tedavi, vitreoretinal ameliyatlar gibi) geri dönüşsüz kaybı önlemek açısından çok önemlidir.

Retina Hastalıkları Nelerdir?

  1. Sarı noktada yaşa bağlı degenerasyon, kanama, sıvı birikmesi (yaşa bağlı maküla dejenerasyonu)
  2. Retinada ince yırtılmaya uygun alanlar (dejenerasyon), retinada yırtılma, retina tabakasının yerinden ayrılıp göz içine doğru havalanması (retina dekolmanı),
  3. Şeker hastalığı özellikle iyi kontrol edilmeyen kişilerde retinada kanamalar, sarı noktada ödem, çekinti, göz küresi boşluğuna olan kanamalar, retinanın içten çekilerek havalanması (dekolmanı),
  4. Retinada kanamalar, besleyici atardamar veya kirli kanı taşıyan toplardamarların tıkanması, sistemik hipertansiyona bağlı kanamalar,
  5. Sarı nokta ile jel arasındaki alanda olan bozukluklara bağlı gelişen, sarı noktada delik, zar (membran) oluşumu, sarı noktada çekinti ve ödem,
  6. Künt veya delici darbeler sonucu retinada ve diğer tabakalarda yırtılma, retinada ayrılma (dekolman), jel içine kanama, göz içinde yabancı cismin olması, göz içinin mikrop kapması ve enfeksiyonu, göz merceğinin yaralanması, yerinde ayrılıp göz içi boşluğa düşmesi,
  7. Prematüre doğan bebeklerde retina damarlarının normal gelişememesine bağlı kanamalar, göz kaybına kadar ilerleyebilen retinada ayrılmalar,
  8. İçlerinde en sık gördüğümüz “tavuk karası” (retinitis pigmentosa)adı ile bilinen olmak üzere, buna benzer genetik geçiş gösteren, retina hücrelerinin yıllar içinde ilerleyici hasarıyla seyreden hastalıklar,
  9. Daha nadir olarak retina veya damar tabakasının iyi huylu ve kötü huylu tümörleri, vücuttaki diğer kanserlere bağlı metastazlar.

Retina Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?

       Kişi, gözünün uzaktaki ve yakındaki görme kalitesini, mutlaka tek gözünü kapatarak ayrı ayrı test etmelidir. İki gözle bakarsak bir gözümüzdeki az görmeyi çok daha geç fark edebiliriz.

       Kendi kendine yapılabilecek en basit kontrol, bir obje ve mesafe seçerek ve sırasıyla bir gözü kapatarak iki gözünün netliğinin ayrı ayrı değerlendirmesi olabilir.

       Eğer aşağıdaki retina hastalıklarının belirtilerinden birisi, uzak veya yakın görmede varsa gecikmeden göz doktoruna başvurulmalıdır.

  1. Bulanık görme,
  2. Tam merkezi bulanık/karanlık görme,
  3. Bir yere bakarken görüntüdeki herhangi bir alanı bulanık/perdeli/soluk görme,
  4. Renk tonlarını iyi seçememe, iki göz arasında fark olması,
  5. Baktığınız düz çizgileri, okurken satırları, uzaktaki kapı, pencere kenarları gibi yerleri eğri, hareketli, kırılmış şekilde görme,
  6. Karanlıkta ışık yokken gözde ışık parlamaları hissetme,
  7. Göz önünde ani beliren, dolaşan lekeler, iplikler, çeşitli şekiller.

Retina Hastalıklarının Tedavisi Nasıl Olur?

       Çok çeşitli bozuklukları olduğundan retina hastalıklarının tedavisi, kişiden kişiye ve tedavi zamanına göre değişiklik gösterebilir.

Temel seçenekler:

  1. Göz damlası,
  2. Göz küresinin içine ilaç uygulaması:
  3. Argon lazer fotokoagülasyonu:
  4. Fotodinamik tedavi:
  5. Retina Ameliyatları veya Vitreoretinal Cerrahi (Vitrektomi, Mikrocerrahi tekniği)

Retina Ameliyatı Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

       Çok sayıda retina hastalığında gerekebilir. Özellikle retina dekolmanı, göz içi kanamalar, sarı noktada delik, zar (membran) oluşumu, çekinti ve buna bağlı ödem, kontrolsüz şeker hastalığına bağlı retinada çekintiler, göz travmalarına bağlı hasarlar önde gelir.

Retina Ameliyatları Nasıl Uygulanır?

       Genel veya lokal anesteziyle ameliyathane şartlarında yapılır. Teknikler şu şekilde sıralanabilir

  1. Vitreoretinal Cerrahi (Vitrektomi, Mikrocerrahi tekniği)
  2. Serklaj, Çökertme Tekniği
  3. Pnömatik Retinopeksi (Göz içine gaz enjeksiyonu)

Keratokonus

       Keratokonus, normalde yuvarlak şekilli olan korneanın (gözün şeffaf tabakası) öne doğru koni şeklinde sivrileşmesidir. İlerleyici ve görmeyi bozan bir hastalıktır, genellikle ergenlik çağında başlar.

Belirtileri ve Bulguları

       Keratokonuslu hastalarda miyopi ve düzensiz astigmatizma gelişir. Bu nedenle hastalar uzağı da, yakını da çok net göremezler. Göz dereceleri sürekli yükselir ve bu yüzden sık gözlük değişimi gerekir.

Keratokonusun Nedeni Nedir?

       Bu hastalığın nedeni, korneadaki enzimlerin dengesizliğidir. Bunun sonucunda “serbest radikaller” denen maddeler korneada oksidatif hasara yol açar. Böylece kornea zayıflar ve öne doğru bel verir.

       Bu hastalık için genetik yatkınlık geçerlidir. Bu nedenle aynı ailede birden fazla keratokonus hastasına sıkça rastlanır.

       Diğer nedenler arasında; güneşin ultraviyole ışınları, aşırı göz ovalama, göze iyi uymayan kontakt lens kullanımı ve kronik göz iritasyonu yer alır.

Tedavi

       Erken ve hafif evrede, gözlükler ve yumuşak kontakt lensler görmeyi artırmada yeterlidir. Ancak hastalık ilerledikçe, kornea iyice incelir ve şekli iyice bozulur; bu aşamada gözlükler ve yumuşak kontakt lensler yeterli olmaz.

Keratokonusta aşağıdaki tedavi seçenekleri kullanılır:

  1. Kornea cross-linking (çapraz bağlama)
  2. Özel yumuşak kontakt lensler
  3. Sert gaz geçirgen kontakt lensler
  4. Yumuşak kontakt lens üstüne sert gaz geçirgen kontakt lens (Piggyback Lens Uygulaması)
  5. Kornea içi halka (intacs)
  6. Kornea nakli (keratoplasti)

Şaşılık

       Şaşılık, gözlerin aynı hizada olmaması ve farklı yönlere bakmasıdır. Senkronik göz hareketlerinde paralelliğin bozulması durumudur.

       Doğumdan itibaren çocuklar dış dünyadan gelen görsel uyarıları yaşlarına göre tecrübe etmeye başlarlar. Hayatın ilk aylarında itibaren her iki gözden gelen görüntüleri beyinde görme merkezinde birleştirerek derinlik hissi olarak da adlandırabileceğimiz 3 boyutlu görmeyi geliştirmeye başlarlar. Bu tecrübe döneminin ilk başlarında yani bebekliğin ilk 3 ayında ara ara ortaya çıkan şaşılıklar normaldir. Dördüncü aydan sonra devam etmesi ise göz sağlığı açısından dikkate alınmalıdır.

Şaşılık Nedenleri

       Toplumun %2-4 ‘ünde şaşılık görülmektedir. Bu durumun gelişiminde pek çok nedenin rol oynadığı düşünülmektedir:

  1. Genetik geçiş söz konusudur. Ailede şaşılık olanlarda risk daha fazladır.
  2. Annenin hamilelik döneminde geçirdiği hastalık, zor ve uzamış doğum, erken doğum, doğum sonrası travma, yüksek ateşli hastalık ve havale öyküsü olanlarda görülme ihtimali artmaktadır.
  3. Göz numarası yüksek olan bir çocukta, net görmeye çalıştıkça gözlerinde kayma ortaya çıkabilir.

       Ani başlayan göz kaymaları çok önemlidir. Göz içi veya kafa içi kitlelerin ilk habercisi olabilir.

       Görme ekseninde normalde saydam olması gereken kornea veya lensteki opaklaşmaların (çocukluk dönemi kataraktı) ilk bulgusu şaşılık olabilir. Böyle bir durumda gecikmeden bir göz muayenesi yapılmalıdır.

       Şaşılık ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Daha önce şaşılığı olmayan bir kişide aniden ortaya çıktığında kişide çift görme ve dengesizliğe neden olur. Böyle bir duruma kontrol altında olmayan diyabet veya sistemik hipertansiyon gibi bazı sistemik hastalıklar neden olabileceği gibi, kafaiçi kitleler ve nörolojik hastalıklar da sebep olabilir.

Şaşılık Belirtileri

       Aşağıdaki belirtileri fark eden bir aile, çocuğunu mutlaka göz muayenesine getirmelidir:

  1. Gözlerin senkronik normal hareketlerinin kaybolması
  2. Bir gözü özellikle ışıklı ortamlarda kısma
  3. Fotoğraflarda gözlerden yansıyan kırmızı reflenin sarıya dönmesi
  4. Başın ve/veya yüzün bir yöne çevrilmesi
  5. Yürümede sonradan gelişen dengesizlik

       Belirgin kaymalar dışarıdan bakıldığında rahatlıkla fark edilir. Düşük miktarlardaki kaymalar ise ailenin gözünden kaçabilir. Ambliyopi (göz tembelliği) ile sonuçlanabilecek bu durum bu yüzden geç tanı alabilir.

Çocuklarda Şaşılığı Tespit Etmek için Rutin Göz Muayenesi Önemlidir

       Çocukluk döneminde hem şaşılık hem de bunun dışındaki göz tembelliğinin nedenleri rutin göz muayenesi ile kontrol edilmelidir.

       Çocukluk döneminde görme duyusunun tam olarak gelişimi 7-10 yaş arasında tamamlanmaktadır. Bu yaş dönemi bizim için çok önemlidir. Sağlıklı görme gelişimine engel olan her durum (göz kapak düşüklüğü, iki göz numaraları arasında fark olması, doğumsal katarakt vb.) göz tembelliği ile sonuçlanmaktadır.

       Ne kadar erken tanı alıp gerekli tedavisi yapılırsa tedaviye cevap o kadar iyi olmaktadır. Bu yaş döneminden sonra yapılan tedavilerde görme keskinliği artmamaktadır.

       Kayma olmaksızın her çocuğa 6. ayda, 1. yaşta, 3-3,5 yaşlarında ve 6. yaşta rutin göz muayenesi yapılmalıdır.

Şaşılık Nasıl Tedavi Edilir?

       Tedavi yönteminin seçimi şaşılığın tipi, hastanın yaşı, görme keskinliği gibi pek çok değişkene göre, hastaya özel olarak planlanır.

Çocukluk Döneminde Şaşılık Tedavisi

       Şaşılık asla kendi kendine ve zamanla düzelmez. Bazı şaşılık tiplerinde gözlük kullanımı ile tamamen tedavi sağlanabilmektedir. Bu yüzden tedavinin ilk basamağı çocukta gözlük ihtiyacının doğru bir şekilde tespiti ve düzeltilmesidir.

       Görme tembelliğinin eşlik ettiği durumlarda gözlükle beraber göz kapama tedavisi iyi sonuçlar veren tedavilerdir.

Göz Kapama Tedavisi Nasıl Uygulanır?

       Şaşılıkta hastanın yaşına ve görme tembelliğinin derinliğine göre, belirlenen süreler için sağlıklı göze kapama tedavisi planlanır.

       Yapışkanlı göz kapatma pedleri ile iyi gören göz, günün belli sürelerinde kapatılır ve hastanın tembellik olan gözü kullanması sağlanır. Kapama tedavisi sırasında hasta gözlüklerini de kullanmalıdır.

       Hekim tarafından önerilen sürenin sonunda görme keskinliğinde artış miktarı saptanır. Kapama tedavisinin gün içindeki süresi ve devam edilmesi gereken süre tekrar belirlenir.

       Gözlüğe rağmen kayma devam ediyorsa göz kaslarına düzeltme ameliyatı yapmak gerekebilir. Ameliyat öncesi ve sonrası gözlük kullanımına devam edilebilir. Görme tembelliği olan hastada ameliyat öncesi ve sonrası göz kapama tedavileri yapılmalıdır.

       Şaşılığı olan hastaların zamanında tanı alması ve tedavi olması oldukça önemlidir.

Yetişkin Dönemde Şaşılık Tedavisi

       Yetişkin dönemde tedavide şaşılığın başlangıç dönemi dikkate alınır. Yetişkin dönemde yeni başlayan şaşılık her zaman çok önemlidir. Öncelikle şaşılığa neden olabilecek hastalıkların varlığı araştırılmalı ve bu hastalıklar tedavi edilmelidir.

       Bu dönemde, yeni başlayan şaşılık nedenli ortaya çıkan diplopi (çift görme) hastanın hayat kalitesini olumsuz etkiler.

       Yetişkinlerde şaşılık durumunda kayma miktarına göre tedavi planı yapılır. Prizmatik camlar, göze hareket veren kaslara Botulinium Toksin (botoks) enjeksiyonu veya şaşılık cerrahisi ile hastanın hem kayması hem de çift görmesi ortadan kaldırılabilir.

       Yetişkin yaşlarda şaşılık cerrahisi sonrası beynin adaptasyon merkezinin gözlerin yeni pozisyonuna uyum kabiliyeti azalır. Bu nedenle ameliyat sonrası bile çift görme gelişebilir. Yetişkinlerde bu açıdan ameliyat öncesi cerrahiye uygunluk açısından değerlendirme ve bilgilendirme çok önemlidir.

Kornea Nakli

       Gözün renkli kısmı olan iris tabakasının önündeki şeffaf tabakaya kornea denir. Göze gelen ışınlar ilk olarak bu dokudan geçtikten sonra retina dediğimiz sinir tabakasına ulaşır ve görme gerçekleşir.

       Korneanın saydamlığı veya düzenli şekli bu nedenle görmede önemli bir rol oynar. Eğer kornea saydamlığını kaybeder (korneanın distrofi gibi kalıtsal hastalıkları, katarakt ameliyatı sonrası geçmeyen kornea ödemi, vb) veya şekli bozulursa (keratokonus gibi korneanın ilerleyici şekilde incelmesi ve dikleşmesi) hasta net göremez.

       Böyle durumlarda kornea sağlıklı başka bir kornea dokusu ile değiştirilerek görme tekrar kazanılabilir. Bu nakil işleminde doku yaşamını yitirmiş bir kişiden alınan sağlıklı kornea dokusudur ve işleme kornea nakli denir.

        Kornea nakli tam kat kornea dokusu ile yapılabileceği gibi korneanın sadece üst katmanı veya alt katmanının nakli de yapılabilir.

       Korneanın saydam olmasını sağlayan özelliklerinden biri damarsız oluşudur. Dokuda damar olmaması doku nakillerinde önemli bir avantaj sağlar. Çünkü doku reddine sebep olan hücrelerin yabancı dokuya ulaşması bu sayede mümkün olmaz.

       Tüm nakil ameliyatlarını düşündüğümüzde kornea nakillerinin diğer nakillere göre daha başarılı olması da bu özellikten kaynaklanmaktadır.

Glokom

       “Göz Tansiyonu” veya halk arasında “Karasu Hastalığı” olarak adlandırılan glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu oluşan göz siniri harabiyeti şeklinde tanımlanır. Sık gözlenen, erken tanınıp tedavi edilmediği durumda kalıcı görme kaybına yol açan bir göz hastalığıdır.

       Normal şartlarda gözümüzün içerisinde “Aköz sıvı” diye de bilinen bir sıvı vardır ve bu göz içi sıvısı eş zamanlı olarak bazı yollarla (trabeküler ağ) gözü terk eder. Göz tansiyonu hastalığında, göz içi sıvısının dışa akım yolunda çıplak gözle görülmeyecek boyutta bir tıkanıklık oluşur ve bunun sonucunda artan bu göz içi sıvısı, göz içi basıncının artmasına neden olur. Artan göz içi basıncı da optik sinir olarak da bilinen görme sinirine bası yoluyla zarar vererek, sinirin geriye dönüşümsüz harabiyetine neden olur.

       Göz doktoru tarafından yapılan ve başka bir nedenle (gözlük numarası değişimi gibi) gidilen rutin göz muayenesi ile tamamen rastlantısal olarak tespit edilen anormal göz içi basıncı artışı, göz tansiyonunun başlangıç belirtisi olabilir.

       Glokom hastalığı sadece göz içi basınç artışı olmayıp mutlaka bu artışa eşlik eden göz sinirinde harabiyet olması ve böylece görme alanı kaybının olması gerekir. Sadece göz içi basıncının artışı tanı koydurmaz.

Göz Tansiyonu Belirtileri Nelerdir? Hangi Belirtiler Varsa, Ne Zaman Göz Doktoruna Gitmeliyim?

       Göz tansiyonu hastalığının ne yazık ki erken evrelerinde bir belirti ve bulgu yoktur.

  1. Göz içi sıvısının gün içerisindeki salınım farklılığından kaynaklanan baş ağrısı, göz çevresinde ağrıbazı hastalar tarafından ifade edilmektedir.
  2. Ayrıca gün içerisinde göz içi basıncının artışlarında hastalar bazen gelip geçici görme bulanıklığındanşikayetçi olmakta, ışıkların etrafında halkalar gördüğünü bildirmektedirler.
  3. Gözde sertlik hissi,
  4. Sadece göze basınca olan ağrıda bir kısım hastanın şikayeti olmaktadır.
  5. Ancak “açı kapanması glokomu” dediğimiz bir alt tür hipermetrop kırma kusuruna sahip bireylerde glokom, ağrılı kırmızı gözeneden olabilir. Bu belirtiye sahip hastalar vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurmalıdır.
  6. Bir başka alt grup olan doğumsal glokomda ise gözlerde irilik, gözler arasında boyutfarkı dikkatli anne babalar tarafından ifade edilen bir diğer belirtidir.

Teşhis Nasıl Konulur?

       Glokom hastalığı göz doktoru muayenesi ile tespit edilir çünkü hastalık erken evrelerde bireylere asla herhangi bir belirti vermez. Göz muayeneniz sırasında göz doktorunuz;

  1. Tonometre adı verilen bir cihaz ile göz içi basıncınızı ölçer.
  2. Yarıklı lamba biyomikroskop muayenesi ile göz sinirinizi inceler.
  3. Şüpheli bir durum ile karşılaşırsa (göz içi basıncı yükselmesi, göz sinirinin ortasında bulunan doğal çukurun tüm siniri kaplaması gibi) görme alanınızda bir kayıp olup olmadığını belirlemek adına görme alanı testinizi yapar.
  4. Göz sinirinizdeki çukurlaşmanın eşlik edebileceği görme siniri lifi tabakasındaki incelme, optik koherens tomografi gibi cihazlar ile incelenecektir.

       Şu unutulmamalıdır ki göz tansiyonu hastalığı her bireyde görülebilir. Göz tansiyonu nedenli görme kaybını engellemenin tek yolu erken tanıdır. Görme alanında hasar olmadıkça birey hastalığın farkında değildir.

       Bu nedenle başta risk altındaki bireyler olmak üzere rutin göz muayenesi olmanız önemlidir.

Göz Tansiyonu Kimlerde Sık Görülür? Kimler Risk Altındadır?

  1. İleri yaş
  2. Ailede göz tansiyonu hastalığı (Genetik yatkınlık)
  3. Sigara kullanımı
  4. Şeker hastalığı
  5. Miyopi (uzağı net görememe) kırma kusuru
  6. Uzun dönem kortizon tedavisi alma
  7. Göz yaralanması geçirme

       Bu unsurlar göz tansiyonu görülme sıklığını artırdığı için, risk altında bulunan kişilerin göz muayenelerini erken yaptırmaları ve takiplerinde mutlaka göz içi basınçlarını ölçtürmeleri gerekir.

Göz Tansiyonu Tamamen İyileşir mi?

       Ne yazık ki glokom hastalığı tanısı konulduktan sonra oluşan hasarlar geri döndürülemez. Bunun nedeni vücudumuzda en gelişmiş doku olan sinir dokusunun kendi kendini yenileme kabiliyetinin olmamasıdır. Ancak tedavinin amacı; mevcut hasarın üzerine ek hasar gelişiminin ve görme kaybının daha da artmasını engellemektir.

       Eğer glokom hastalığı tanısını aldıysanız, hastalığınızın tedavisi ve doktorunuzun öngöreceği belirli aralıklar ile takibi hayatınızın geri kalan bölümünde de sürekli olarak devam edecektir. Bu nedenle göz doktorunuzun size önerdiği izleme programına düzenli olarak uymanız ve önerilen tedaviyi dikkatle uygulamanız çok önemlidir.

Göz Tansiyonu Nasıl Düşer? Göz Tansiyonu Tedavisi Nasıl Yapılır?

       Glokom göz içi basıncını düşüren göz damlaları ile tedavi edilmektedir. Cerrahi seçenek veya lazer girişimi de göz içi basıncını düşürmek için başvurulan bir diğer seçenektir. Bazı hastalarda birden fazla cerrahi girişim de gerekebilir.

Göz Tembelliği (Ambliyopi)

       Doğumdan itibaren her iki gözü sağlıklı görsel uyarı alan çocuklar, bu iki gözden gelen görüntüleri beyinde birleştirip tek bir görüntü olarak algılamayı öğrenir. Bunun gelişimine engel olan her durum göz tembelliği (ambliyopi) ile sonuçlanır.

Göz tembelliği, tek taraflı veya çift taraflı görme keskinliğinde azalmadır.

Sıklıkla nedenleri;

  1. Gözlerde kayma (şaşılık) olması,
  2. İki gözün gözlük numaralarının birbirinden çok farklı olması,
  3. Görme eksenini kapatacak göz kapağında düşüklük(ptozis),
  4. Doğumsal katarakt olmasıdır.

       Göz tembelliğinin nedeni şaşılık veya göz kapağında düşüklük ise aile bu durumları genellikle fark eder ve çocuğunu göz doktoruna muayene getirir. Hasta, tanısını alır ve gerekli tedavisi başlar.

       Ancak, göz tembelliğinin nedeni iki gözün gözlük numarası arasında farklılık veya yüksek gözlük numarası ise çocuğun dış görünüşünde farklılık olmadığı için dışarıdan ailenin anlaması mümkün değildir. Genellikle bu durumlarda, rutin göz muayenesi yapılmamışsa çocuk geç tanı alabilir. Geç tanı gecikmiş tedavi demektir, bu da tedaviye zor cevap verilmesi anlamını taşır.

       Bu nedenle tüm çocukların 6. ay -1 yaş arası, 3. yaş ve 6. yaşında rutin göz muayenesi olması önemlidir.

Göz Tembelliği Tedavisi Nasıl Yapılır?

Çocuklarda;

       Erken tanı ve tedavi ile göz tembelliği ile baş etmek mümkündür. Görme tembelliğinin çocukluğun erken ilk yıllarında (8-9 yaş) tedavi edilebileceği kritik bir dönem vardır.

       Öncelikle görme tembelliğine neden olan hastalık tedavi edilir. Göz tembelliğinin cerrahi bir tedavisi yoktur. Buna neden olan şaşılık veya göz kapak düşüklüğü ise, öncelikle bu durumlar cerrahi ile tedavi edilir.

       Gözlük ihtiyacı göz tembelliğine neden ise hastanın gözlük tedavisi başlanır. Daha sonra hastanın yaşına ve görme tembelliğinin derinliğine göre belirlenen sürelerle sağlıklı göze kapama tedavisi planlanır.

       Göz kapama tedavisinde yapışkanlı göz kapatma pedleri ile iyi gören göz kapatılır ve kişinin tembellik olan gözü kullanması sağlanır. Hekim tarafından önerilen sürenin sonunda görme keskinliğinde artış miktarı saptanır. Kapama tedavisinin gün içindeki süresi ve devam edilmesi gereken süre tekrar belirlenir. Düzenli takip ile görme keskinliğinde artış sağlanmaktadır.

Yetişkinlerde;

       Kritik yaş dönemi sonrası ve yetişkin yaş grubundaki göz tembelliği olan hastalarda Nörovizyon tedavisi gibi yöntemlerle olumlu sonuçlar bildirilmektedir.

       Bu tedavide kişiye tekrarlayan değişik kontrasta sahip görüntüler gösterilir ve görsel görevler verilir. Bilgisayar programı tabanlı ve kişiye özel olan nörovizyon tedavisinin yetişkin dönemde görme keskinliğini artırdığını belirten çalışmalar mevcuttur.

       Son yıllarda ise her iki göze ayrı ayrı kontrast dengeli uyaranlar gönderen, özel tasarlanan video filmi veya video oyunları kullanan dikoptik tedavilerle, özellikle yetişkin dönemdeki hastalarda iyi sonuçlar bildirmektedir. Fakat bu tedavi yöntemlerinin kullanıma girmesi için daha çok güncel çalışma sonuçlarına ihtiyaç vardır.

Göz Tembelliği Tedavi Edilmezse Ne Olur?

       Göz tembelliği toplumun %2-4 ‘ünde oldukça sık karşılaştığımız bir problemdir. Ancak, hayatın ilk yıllarında tanındığı ve tedavi edildiği takdirde düzeltilebilen bir sorundur.

       Çocuğun yalnızca görme keskinliğinde değil derinlik algısında yani üç boyutlu görmede de problemlere neden olabilir. Çocuğun ileriki hayatında meslek seçiminde bile karşısına bir sorun olarak çıkabilir. Yapılan çalışmalarda bir travma sırasında sesin geldiği yöne kişinin genellikle tembelliği olmayan iyi gözüyle baktığı ve iyi gören gözün hasar aldığı bildirilmektedir.

       Düzeltilebilir bir hastalık olan göz tembelliğinin çocukluk döneminde rutin göz muayeneleri ile tanınması ve tedavi edilmesi bütün bu nedenlerle çok önemlidir.

Yeni doğan bebeğin göz muayenesi ne zaman yapılır?

       Yeni doğan bir bebek, gözleri sağlam doğdu diye bir kural yoktur. Gözlük ihtiyacı, şaşılık, katarakt, göz tansiyonu, göz kapağı şekil bozuklukları, göz yaşı kanalı tıkanıklığı, göz tümörleri ve benzeri her türlü göz hastalığı yeni doğan bebekte görülebilir. Bu yüzden her yeni doğan bebeğin ilk 6 ay içinde rutin göz muayenesi yapılmalıdır.

Sürekli bilgisayarla çalışıyorum, gözlerim bozulur mu?

       Bilgisayar ekranına bakma gerçekte bir kırma kusuruna neden olmaz yani halk arasındaki ifadeyle gözü bozmaz. Kırma kusuru olan kişilerde uzun süre bilgisayarda çalışmak yorgunluk , göz ve baş ağrısı yapabilir. Uygun gözlük kullanma bu problemleri giderir. Ekrana dikkatli bakış sırasında göz kırpma sayımız azalır buda göz yüzeyinin kurumasına neden olur. Ortam neminin azaldığı durumlarda, büro gibi klimalı ortamlarda göz yaşı buharlaşma hızı artar göz yüzeyinin kurumasını önlemek için göz kırpma sayımızı arttırmalı ve molalar vererek çalışmalıyız. Bilgisayar ekranının üst seviyesi göz seviyenizi aşmamalıdır. Böylelikle gözünüz çalışma sırasında hafifçe aşağı bakar pozisyonda olacak, bu durum kapak aralığınızın bir miktar dar kalması yoluyla göz yaşınızın buharlaşabileceği göz yüzeyini azaltacaktır.

Şeker hastasıyım, gözümde problem olur mu?

       Diyabet (Şeker Hastalığı) damarları etkileyerek gözün retina (sinir) tabakasında kanamalara yol açabilecektir. Şeker hastaları metabolik kontrollerine ne kadar dikkat ederlerse (AKŞ nin %20 mg ın altında olması, hipertansiyonun kontrolü, total lipid ve kolesterolün normal sınırlarda olması), damarlardaki tahribatı o kadar geciktirmiş olurlar şeker hastalarının yılda 1 defa ayrıntılı göz muayenesinden geçmesi gerekmektedir. Eğer retina tabakasında kanamalar başlamışsa bu kontroller daha sık yapılmalıdır.

Oğlumun gözlük numarası sürekli büyüyor, nasıl önlem alabilirim?

       Miyop (uzağı görememe) çoğunlukla ilkokul çağında başlar ve ergenlik boyunca vücudun büyümesine paralellik göstererek büyür. Sınıfta tahtayı görmede sıkıntı çeken, derslerinde başarısız olan çocukları göz kontrolünden geçirmekte fayda vardır.

Lens zararlı mıdır? Gözlüğe göre üstünlüğü var mıdır?

Hijyen kurallarına dikkat edilmezse gözde enfeksiyona neden olabilir. Bununla beraber;

  1. Nesneleri gerçek boyutlarında gösterir.
  2. Daha iyi ve geniş görüş alanı sağlar.
  3. Buğulanma yapmaz.

Spor ve aktivitelerin rahat, kısıtlanmadan yapılmasını sağlar.

Katarakt nasıl teşhis edilir?

       Görmede bulanıklık, renklerin soluk görülmesi, gözlük numarasının aniden değişmesi kataraktın en belirgin belirtileridir.

Gözlükten kurtulabilir miyim? Ameliyat olabilir miyim?

  1. 18 yaşından büyük olan,
  2. Son 1 yıldır gözlük derecesi değişmemiş olan,
  3. Miyop, Hipermetrop, ve astigmat görme kusuru olan,
  4. Gözünde herhangi bir tıbbi sorunu (glokom, katarakt, üveit retinopati vb.) olmayan,

Gözlük ve kontakt lenslerinden kurtulmak isteyen herkes bu tedavi için adaydır.

Göz tembelliği nasıl teşhis edilir?

       Gözlerimiz en değerli organlarımızdan biridir. Göz sağlığımıza önem vermeli, kontrollerimizi ihmal etmemeliyiz. Gözler normal görünümünde olsa bile 1 yaşında ilk muayenesi yapılmalıdır. Daha sonra 5 yaşında ve okula başlarken muayeneler tekrarlanır. Genellikle tek gözde ortaya çıkan göz tembellikleri muayene edilmedikçe bulgu vermezler ve saptanamazlar. Göz tembelliği tedavisinde ilk 5 yaş çok önemlidir.

Çocuğumun gözünde kayma var ne yapmalıyım?

       Bebeklerde ilk 3 ayda ara sıra olan göz kaymaları normaldir. Daha sonra olan kaymalar mutlaka göz hekimince değerlendirilmelidir. Bebeklerde göz bebeğinde beyazlık kızarıklık, kayma gibi belirtiler göz içi tümör belirtileri olabilir. Erken tanıda tedavisi mümkündür

1 aylık bebeğimin gözü çapaklanıyor, neden olabilir?

       Doğuştan itibaren olan çapaklanmalar gözü tehdit edebilen enfeksiyon hastalıklarına bağlı olabileceği için mutlaka göz hekimince görülmelidir. Doğuştan itibaren olan sulanmadan göz yaşı kanalındaki tıkanıklık sorumlu olabilir. Uygun masaj ile %90 düzelir masaja rağmen 1 yaşa kadar düzelmese sonda uygulaması ile çözümlenebilir. Sonda uygulamasına rağmen düzelmeyen hastalarda ameliyat gerekebilir.

Göz tansiyonu hakkında bilgi verebilir misiniz?

       Glokom (Karasu Hastalığı) göz içi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek zayıflamasına ve görme alanı kaybına yol açan, tedavi edilmez ise körlükle sonuçlanan sinsi bir hastalıktır. Erken dönemle hiçbir belirti vermeyen bu hastalık detaylı yapılan göz muayenesi ile tespit edilir. 40 yaşın üzerindeki kişilerin yolda bir defa ayrıntılı göz muayenesinden geçmesi tavsiye edilir.

2 haftadır gözün seğiriyor, sebebi ne olabilir?

     Yorgunluk, uykusuzluk, stres ve kafein seyirmesine neden olabilir. Bilgisayar kullanımı ve parlak ışıklarda uyarıcı olabilir. Hastalarımızın uyku ve dinlenme saatlerine dikkat etmesi, stresli yaşamdan uzak durması, bilgisayar kullanımını azaltması, evlerinde yumuşak ve parlak olmayan aydınlatmalar kullanması ve kahveyi kesmesi onlara yardımcı olabilir.

          On gündür gözümün önünde siyah sineğe benzer uçuşmalar var arada şimşek çakması görüyorum, önemli midir?

         Ani ortaya çıkan siyah lekeler, sinek uçuşmaları ve ışık çakmaları retina tabakasında yırtıkların habercisi olabilir. Vakit geçirmeden göz doktoruna başvurmak gerekir. Yırtıklar erken dönemde tespit edilirse etrafları laserle çevrelenerek retina dekolmanı ( sinir tabakalarından ayrılma) engellenerek ameliyata gerek kalmadan tedavi edilmiş olur.

Gece körlüğü (tavuk karası) nedir?

Halk arasında tavuk karası ismi verilen gece körlüğü A vitamini eksikliğinin sebep olduğu bir göz problemidir. Beyne giden sinirlerin işlevlerini tam anlamıyla yapamamasından oluşan bu rahatsızlık genetik olarak da geçebilir ve ilerleyici özelliktedir. Ülkemizde akraba evliliklerinin çok yapılması nedeniyle sık rastlanan bir hastalıktır.

Kornea nakli (keratoplasti ) nedir?

       Halk arasında Göz Nakli olarak da bilinir. Kornea, gözün en önünde yer alan ve görme işlevinde büyük rolü olan gözün saydam tabakasıdır. Gözün bozuk olan kornasının ( saydam tabaka ) sağlam bir kornea ile değiştirilmesi işlemine “KORNEA NAKLİ “ veya tıp dilinde “ KORNEA TRANSPLANTASYONU “ya da “KERATOPLASTİ “ adı verilir.

Arpacık nedir? Nasıl tedavi ediliyor?

       Halk arasında arpacık ya da it dirseği olarak bilinen hordeolum , göz kapağında yer alan bezlerin stafilokoksik iltihabıdır. Şikayetler önce kaşınma, kızarıklık, şişkinlik ile başlar, zaman içinde abseleşmeye kadar gidebilir. Hatta göz kapağı tamamen şişebilir. Hastada kirpik dibi iltihabı varsa genellikle birden fazla şişlik oluşabilir. Seyrek olarak abseler kirpik kenarına yakın bir yerden dışarı boşalarak kendiliğinden iyileşir. Tedavisinde ilk günlerde arpacığın olduğu göze sıcak pansuman uygulamak yeterli olabileceği gibi, lokal antibiyotikli pomadlar ve ileri durumlarda sistemik antibiotik kullanımı gerekebilir. Bazan akut enfeksiyon geçtikten sonra yerinde nodül kalabilmektedir, bu durumda kistik yapının cerrahi olarak boşaltılması gerekir.