Atatürk Üniversitesi Maksillofasiyal Cerrahi Uygulama Merkezi, Prof. Dr. Ümit ERTAŞ tarafından kurulup 2000 yılından beri Tıp Fakültesinde farklı servislerde hizmet vermiş, 2010 yılından beri Günübirlik Tedavi Ünitesi’nde hastaların tedavileri yapılmış ve 2019 yılında resmi olarak ayrı bir yataklı servis olarak kurulmuştur.

     Anabilim Dalımız, Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Atatürk Üniversitesi bünyesinde olduğu bilincinde istek, gayret ve iştiyakla Maksillofasiyal Cerrahi’nin bulunduğu bölgede ve ülkede gelişmesini amaçlamaktadır. Türkiye’nin birçok ilinden hastaların başvurduğu Maksillofasiyal Cerrahi Uygulama Merkezi’nde kaliteli sağlık hizmeti verilmesi ve Maksillofasiyal Cerrahi alanına yenilik getirecek yöntem ve buluşların geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu bilinçle Anabilim Dalımız başvuran hastalarımızın şifa bulması, bulunduğu bölgede ve ülkede Maksillofasiyal Cerrahi’nin uygulama alanları içerisindeki operasyonların geliştirilmesi için çalışmaya devam edecektir.

Öğretim Üyeleri

  1. Prof.Dr. Ümit Ertaş (Sorumlu Öğretim Üyesi)
  2. Dr.Öğr.Üyesi Ertan YALÇIN

 

     Asistan Doktorlar

  1. Eyüp Candaş GÜNDOĞDU
  2. Yunus Emre AŞÇI
  3. Elif Banu ÖZKAN
  4. Tayfun YETER
  5. Gönül KOÇ
  6. Celal KEF
  7. Nurdan YILDIZ MISIROĞLU
  8. Nevzat ÇAKMAK
  9. Oğuz YÜCE
  10. Ümid BABAYEV
  11. Ömer KOCAMAN

      Kliniğimizde Maksillofasiyal Cerrahi’nin alanına giren her türlü operasyon gerçekleştirilmektedir. Ortognatik cerrahi (çene-yüz bozukluklarının cerrahi tedavileri), temporomandibular eklem cerrahisi, kist ve tümör cerrahisi, dudak damak yarıklarının tedavileri, implant cerrahisi ve  maksillofasiyal travma müdahaleleri için gerekli tüm olanaklar mevcuttur ve bu tür operasyonlar rutin olarak yapılmaktadır. Kliniğimizde gerçekleştirilen başlıca operasyonlar şunlardır:

  1. Ortognatik Cerrahi: Alt veya üst çenenin şekil bozukluklarıyla ilişkili çene-yüz deformitesi bulunan hastaların estetik, fonksiyon ve fonasyonlarının cerrahi tedaviler ile düzeltilmesi
  2. Çene-yüz bölgesinde bulunan baş ve boyun bölgesinde yayılım gösteren odontojenik enfeksiyonların tedavileri
  3. Çene ve yüz bölgesinde travmaya bağlı olarak oluşan her türlü şekil ve fonksiyon bozukluklarının tedavisi
  4. Başta her türlü ağız tümörü olmak üzere çene ve yüz bölgesinde görülen kist ve tümörlerin(çenede görülen odontojenik ve odontojenik olmayan kistler, sert ve yumuşak doku tümörleri, tükrük bezi tümörleri vb) cerrahi tedavisi ve oluşan defektlerin uygun yöntemlerle rekonstrüksiyonu
  5. İmplant Cerrahisi: Diş eksikliği sebebiyle çiğneme fonksiyonundaki bozuklukların düzeltilmesi amacıyla her türlü dental implant uygulamaları.
  6. Çene ve yüz deformitesine sahip hastalar için uygulanan distraksiyon osteogenezisi
  7. Temporomandibuler Eklem Bozukluklarının konservatif ve cerrahi tedavileri
  8. Alveol Yarığı bulunan hastaların cerrahi tedavileri yapılmaktadır.
  9. Kraniofasial Deformitesi bulunan hastaların cerrahi tedavileri yapılmaktadır.

Çene - Yüz Bölgesinin İskeletsel ve Gelişimsel Deformiteleri

      Çene ve yüzde oluşan şekil bozuklukları doğuştan olabildiği gibi, kazalara ya da hastalıklara bağlı olarak sonradan da ortaya çıkabilmektedir. Alt çene ile üst çenenin birbirine ve yüze göre uyumsuzluğu hastalarda hem estetik hem de çiğneme, konuşma, uyku gibi fonksiyonlarda rahatsızlıklara yol açmaktadır. Ortognati kelimesi yunanca orto (düz) ve gnati (çene) kelimelerinden gelmekte olup düzgün çene anlamına gelmektedir. Ortognatik cerrahi, çenelerin operasyonla doğru konuma getirilmesi işlemidir.

Kraniofasiyal Cerrahi

      Kraniofasiyal cerrahi, kafatası kemikleri, çeneler, yüz ve orbita (göz küresi yuvası) bölgesini içine alan bölgenin cerrahi dalıdır. Kraniyofasiyal cerrahide, doğuştan kafatası bölgesi deformiteleri ya da sonradan oluşan travma sonrası veya tümör cerrahisi sonrası deformiteleri düzeltmek ve eksikleri rekonstrükte etmek amaçlanmıştır.  Deformitelerin rekonstrüksiyonunda kemik gefti uygulamaları, Le Fort III gibi Ortognatik Cerrahilerle beraber kraniofasial bölgeyi içeren kemiklere uygulanan Distraksiyon Osteogenezisi de başvurulan tedavi seçenekleri arasındadır.

Tümörler

      Çenelerin gelişimi sırasında kemik içerisinde arta kalan epitel artıkları zamanla herhangi bir nedenle büyüyerek tümörleri oluştururlar. Bazı durumlarda ağrı ve şişliğe neden olarak bulgu verirken bazen de bulgu vermeden çok büyük boyutlara ulaşabilirler. Tümörler köken aldıkları yapının karakteri gereği iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. İyi huylu tümörlerin tedavisinde sadece tümörün çıkarılması, tümörün çevre kemik doku ile beraber çıkarılması ya da gibi seçenekler mevcuttur. Kötü huylu tümörlerin tedavisinde tümör doku ile birlikte içerisinde yer aldığı kemik ve çevre yumuşak doku tamamen çıkarılmakta ve ayrıca çevre yumuşak dokunun da çıkarılması gerekmektedir. Bazı tümörlerin tedavisi boyundaki lenf bezlerinin de çıkarılması gerekmektedir.

Kistler

       Kistler dişlerdeki enfeksiyon, sürme bozukluğu, çekim sonrasında bırakılan epitel artıkları vb nedenlerle oluşurlar. Kistler diş kaynaklı olan ve diş kaynaklı olmayan olarak 2 grupta incelenirken genellikle en yaygın neden uzun zamandır tedavi edilmeyen dişteki enfeksiyondur. Diğer bir neden ise gömülü dişlerdir. Kistler kemikte yıkıma neden olarak genişlerler ve fark edilmezlerse çok büyük boyutlara ulaşabilirler. Fark edildiklerinde çıkarılmaları gerekmektedir. Genellikle kapsülle çevirili olmalarından dolayı çıkarılmaları kolaydır. İşlem kistin büyüklüğüne ve çenelerdeki konumuna bağlı olarak lokal yada genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Kiste ulaşmak ve çıkarmak için yapılan işlemler ağız içinden uygulanmakta ve kist çıkarıldıktan sonra dokular normal pozisyonlarında dikiş ile kapatılmaktadır. İşlem sonrasında yapılacak olan öneriler ile iyileşme döneminin mümkün olduğunca sorunsuz geçirmeniz amaçlanmaktadır. Bazı durumlarda kistle beraber etkilenen dişlerinde çıkarılması gerekebilmektedir.

Travma

      Çene yüz bölgesinde meydana gelecek olan travma sonrasında en basit diş kırıklarından çok daha büyük çene yüz kemiklerinin kırıklarına kadar geniş bir yelpaze de farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Travmalara genellikle trafik kazaları, spor yaralanmaları, kavga, düşme vb. nedenlerle meydana gelmektedir. Travmanın en basit halini diş ile sınırlı olan yaralanmalar oluşmaktadır. Diş kırıklarından dişin yuvasından tamamen çıkmasına kadar farklı sonuçlar oluşabilir. Daha şiddetli travmalarda diş ile beraber dişin içinde yer aldığı alveol kemikte de kırıklar meydana gelebilmektedir. Bu durumda kırığın durumuna göre dişin kırık parçası dolgu maddeleri ile tedavi edilebilir, yerinden çıkan diş yerine yerleştirilerek komşu dişlere sabitlenebilir, eğer alveol kemikte de kırık varsa kemiğin çeşitli yöntemlerle sabitlenmesi gerekebilir.

     Daha büyük travmalarda, örn; elmacık kemiğini, alt çeneyi ya da hepsini birden içeren kırık ve kırıklar durumunda ilk olarak kırıkların durumunun tam olarak anlaşılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla panaromik filmler ve dental tomografiden yararlanılmaktadır. Kırık parçaların durumunun değerlendirilmesinden sonra yapılacak işleme karar verilecektir. Kırık parçalarında hareket yoksa alt ve üst çenenin belirli bir süre birbirine bağlanması ile kırık tedavi edilebilir. Eğer kırık parçalar arasında uyumsuzluk yada madde kaybı mevcutsa ve çenelerin bağlanması ile ideal kapanış sağlanamayacaksa bu durumda kırık hattının ameliyatla açılarak plak ve vidalarla orijinal konumuna getirilip sabitlenmesi gerekmektedir.

Bifosfonat Kullanımı

      Bifosfonatlar kemik erimesinin tedavisinde ve kanser hücrelerinin kemiğe yayılmasının engellenmesinde sıklıkla kullanılan bir ilaç grubudur. Damar içi ve ağızdan kullanıma uygun şekilleri mevcuttur. Damar yoluyla uygulanan bifosfonatlar kanserli hücrelerin kemiklere yayılmasını engellemek amacıyla kullanılırken, ağız yoluyla kullanılan bifosfonatlar ise genellikle kemik erimesinin tedavisinde kullanılmaktadır.

      Bifosfonat türevi ilaçların diş hekimliğinin özellikle çene cerrahisini ilgilendiren önemli bir yan etkisi bulunmaktadır. Bu tür ilaçları kullanan hastalarda yapılan cerrahi işlemler (diş çekimi, dental implant vb.) sonrasında çenelerde osteonekroz (ölü kemik dokusu) gelişme riski yüksektir. Ölü kemik dokusunun büyüklüğüne ve oluştuğu yere bağlı olarak yapılan işlemler basitten zora farklılık gösterebilir.

      Eğer bifosfonat türevi ilaç kullanıyorsanız bunu dental işlemler öncesinde mutlaka hekiminiz ile paylaşmanız gerekmektedir.

Temporomandibular Eklem Problemleri

      Temporomandibular eklem, alt çenenin kafa tabanına bağlantı noktasıdır ve insan vücudundaki diğer eklemlerden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Parmaklarınızı yüzünüzün yan tarafında kulaklarınızın önüne yerleştirir ve ağzınızı açıp kapatırsanız, TME’de alt çenenin hareketlerini hissedebilirsiniz. Alt çene açılırken menteşe ve kayma hareketleri birlikte gerçekleştirilir. Eklemi oluşturan kemikler arasında (mandibula başı=kondil ve kafa tabanı=artiküler fossa) uzanan ‘artikuler disk’ adı verilen bir kıkırdak yapı bulunmaktadır. Bu diskin hareketi kendisine yapışan retrodiskal ligament ve lateral pterygoid kas adı verilen anatomik yapılarla kontrol edilir. Disk ile kemiksi yapılar arasında ise diskin eklem içerisinde rahatça hareket etmesini sağlayan bir eklem sıvısı (sinoviyal sıvı) vardır.

TME bozuklukları ile ilişkili bulgular

-Çene hareketleri sırasında TME’de ağrı
-Çene kilitlenmeleri
-Ağız açmada kısıtlılık
-Yüz ağrıları
-TME’de sesler

TME bozuklukları ile ilişkili diğer semptomlar

– Kulak ağrıları
– Kulakta dolgunluk hissi
– Başağrıları
– Kulakta çınlama
– Boyun-omuz ağrıları

Alveol Yarıkları

       Alveol yarıklı çocuklar, tedavileri boyunca farklı branşlardaki doktorların bakımını gerektiren birçok probleme sahip olabilirler. Günümüzde birçok ülkede birçok hastane bu amaçla değişik branşlardaki doktorları bir araya getirerek dudak damak yarığı ekibi kurmaktadırlar. Böyle bir takımdaki tüm uzmanlar, dudak damak yarıklı çocuğun gelişimi sırasında tedaviyi birlikte yürütmektedir. Bu şekildeki bir ekip yaklaşımı çocuğun ailesel, sosyal, duygusal, fizyolojik ve eğitimsel ihtiyaçlarını karşılayan çok geniş bir perspektifte bakımını sağlamaktadır. Alveol Yarıklı hastaların Oral Ve Maksillofasiyal Cerrahi Merkezi’ne yönlendirilmesi gerekmektedir.

Ortognatik Cerrahi Nedir?

     Ortognatik Cerrahi, erişkin insanlarda, alt çene ve üst çenenin birbirine normal pozisyonda konumlanmadığı veya dişlerin ağız kapalı pozisyondayken birbirleri ile oturmadığı durumlarda, çene ve diş pozisyonlarının olması gerektiği pozisyona getirilmesi için yapılan cerrahi işleme denir.

Ortognatik cerrahi kimler için gereklidir?

     Uygun bir çene kapanışı olmayan ve çeneleri uygun bir şekilde pozisyonlanmamış hastalar ortognatik cerrahiden faydalanabilir. Çeneler yavaş ve kademeli bir şekilde gelişir. Çenelerde, doğum travmasına ve genetik gibi bir çok nedenle geşim bozukluğu ortaya çıkabilir. Alt ve üst çeneler farklı oranlarda gelişebilir. Bunun sonucu olarak çiğneme, konuşma, ağız sağlığı ve görünüşü etkileyen değişik problemler olabilir. Ortognatik cerrahi, bu hastaların fonksiyon ve/veya estetik görünümünü düzelten bir cerrahi prosedürdür. Bir çok hasta, dişlerinin tam olarak kapanmadığından ve dolayısı ile yeme ve konuşma güçlükleri çektiğinden bahseder. Ancak klinik deneyimlerimize göre, ortognatik cerrahi hastalarının büyük bir yüzdesi fonksiyondan çok kendi estetik görünümleri ile ilgilenirler ve alt ve/veya üst çenenin çok ileride ya da çok geride konumlandığından şikayetçidirler.

Ortognatik cerrahiden hastalar korkmalı mıdır?

     Cerrahi uygulama genel anestezi altında yapıldığı için hasta yapılan işlemlerden tamamen habersizdir.  Tabii ki her cerrahi işlemde olduğu gibi ortognatik cerrahininde komplikasyonları vardır.  Ağrı, yüzde şişme, morarma, dokularda uyuşukluk gibi operasyon sonrası komplikasyonlar kısa bir süre de olsa hastayı rahatsız edebilir. Operasyon sonrası uygulanan ilaçlar sayesinde hasta şikayetleri minimuma indirilmektedir.

Çene Eklem Rahatsızlıklarının Belirtileri Nelerdir ?

  1. Kulağın ön bölgesinde, çene ekleminde, yüz-boyun kaslarında ve şakaklarda, aniden başlayan veya yavaş yavaş oluşan ağrı
  2. Yüzde ağrı ve yorgunluk hissi
  3. Çiğnerken ya da konuşurken ağrı ve yorgunluk
  4. Esnemede ve ağız açmada zorluk
  5. Ağız açıp kapatırken tıklama, takırtı sesi
  6. Kısıtlı ağız açıklığı veya çene kilitlenmesi
  7. Çenenin tek tarafa doğru kayarak açılması
  8. Yüzde şişlik
  9. Dişlerde ağrı
  10. Dişlerde normal kapanmama hissi
  11. Kulaklarda ağrı
  12. Kulaklarda çınlama
  13. Kulaklarda duyma problemi
  14. Baş ağrısı
  15. Göz çevresinde ağrı ve basınç
  16. Baş dönmesi

Çene Eklem Rahatsızlıklarının Nedenleri Nelerdir ?

  1. Çenelere gelen direkt travma (kaza ya da darbe)
  2. Ağzın uzun süre çok açılması gereken diş tedavileri
  3. Genel anestezi verilirken ağzın aşırı derecede açılması
  4. Diş sıkma veya gıcırdatma, dudak ısırma, tırnak yeme, sakız çiğneme gibi parafonksiyonel aktiviteler çene
  5. Alt ve üst dişler arasında normal olmayan ilişki

Eklem Rahatsızlıklarında Muayene ve Tedaviler Nasıl Yapılır?

     Uzman diş hekimi, hastalardan sağlık sorunları ve ağız hastalıkları ile ilgili gerekli bilgileri aldıktan sonra, eklemi ve baş boyun kaslarını içeren ayrıntılı muayene ile tanıya varmaya çalışmaktadır. Eğer gerekliyse tanı için MRI veya diğer görüntüleme yöntemleri kullanılabilmektedir. Temporomandibuler eklem (TME) hastalıkları tedavisi,  tıbbın birkaç dalıyla multidisipliner yaklaşılması gerektiği bir tedavidir. TME hastalarında diş hekimi, nöroloji, fizik tedavi, radyoloji, psikiyatri, kulak-burun-boğaz hekimleri iş birliği içinde olmalıdır. Temporomandibular (çene) eklem rahatsızlığı tedavisinin esas amacı, çene eklemi içindeki basıncın düzenlenmesi ve normal çene fonksiyonlarının sağlanmasıdır.

Çene Kilitlenmesi Nedir?

     Çene ekleminde kilitlenme, çeneyi açma veya kapama sırasında hareketin kesintiye uğramasıdır. Hasta, hareketi tamamlamak için çenesini sağa sola doğru hareket ettirir veya kendi eliyle harekete yardımcı olur. Bu durum, diskin yanlış bir yerde sıkışıp kondil başının hareketini önlemesi ile ortaya çıkar. Sürekli devam ederse ve tedavi edilmezse, eklemdae ve artikuler diski kontrol eden dokularda harabiyet ortaya çıkabilir. Şiddetli olgularda, işlemin genel anestezi altında yapılması gerekebilir.

Alveol Yarığı Ameliyatı Nedir?

      Dudak ve/veya damak yarıkları ile dünyaya gelen çocukların gelişiminin, görünümünün ve ağız fonksiyonlarının iyileştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen dudak ve damak yarığı ameliyatları; üst dudaktaki yarıkların kapatıldığı, yumuşak damak kaslarının onarıldığı, damak açıklığının kapatıldığı; bazı durumlarda nazal simetrinin restore edilip çocuğun normal gelişiminin mümkün hale getirildiği onarıcı cerrahi operasyonlardır. Alveol yarığının bulunduğu hastalarda yarığı kapatmak amacıyla iliak greft uygulaması yapılmaktadır.

Alveol Yarıkları Kaç Yaşında Ameliyat Edilir ?

     Damak ve dudak yarığının ve beraberindeki burun yapısı bozukluklarının derecesine göre cerrahi tedaviler, çocuğun gelişimi sürecinde 3 aylık iken başlar 18 yaşına kadar birkaç seansta tamamlanmaktadır. Alveol yarıkları bulunan hastaların ameliyat yaşı 8-12 yaşları arasında değişmektedir.

Ağız, çene ve yüz bölgesine herhangi bir darbe geldiğinde yapılması gereken nedir?

      Eğer beyinle ilgili herhangi bir hasar yoksa hasta ağız, çene ve yüz kemiklerinde kırık şüphesiyle bir çene cerrahisi uzmanına yönlendirilmelidir. Gerekli radyolojik tetkikleri yapılmalı ve eğer çenelerde de kırık varsa zaman geçirilmeden cerrahi tedaviye başlanmalıdır.

Trigeminal nevralji nasıl bir hastalıktır?

      Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Trigeminus adlı sinirin üç dalından birini ya da hepsini etkileyen ve o dalların dağıldığı yüz bölgesinde şiddetli ağrılara neden olan bir durumdur. Hastalıktan etkilenen yüz bölgesine dokunmak, tıraş olmak, konuşmak, hatta bazen yemek yemek ağrı nöbetlerini başlatabilir. Ağrı şimşek çakar tarzda ani başlar ve ani olarak kesilir. İlaç, enjeksiyon veya cerrahi tedavi uygulanabilir.