Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Kliniği 1966 yılında Doç. Dr. Lütfullah Aksungur tarafından kurulmuştur. İlk asistanı Dr. Sebahat Kot’tur. Aynı yıl içerisinde Numune Hastanesinden Uz. Dr. Ayten Ural Anabilim dalımızın kadrosuna geçmiştir. 1971 yılında Prof. Dr. Lütfullah Aksungur’un ayrılmasıyla Prof. Dr. Ayten Ural Anabilim dalı başkanlığına atanmıştır. 1994 yılında Prof. Dr. Ayten Ural emekli olmuş, Anabilim dalı başkanlığını 2000 yılına kadar Prof. Dr. Sebahat Kot yürütmüştür.  2000 yılında Anabilim dalı başkanlığına Prof. Dr. Şevki Özdemir atanmış ve 2020 yılında emekli olana kadar görevi yürütmüştür. Anabilim dalı başkanlığı görevine 6 Mart 2020 tarihinde Doç. Dr. Mehmet Melikoğlu atanmış olup halen bu görevi sürdürmektedir. Mayıs 2020 itibarıyla 62 uzman hekim yetiştirmiş olan Anabilim Dalımız 1 Doçent Dr, 3 Dr. Öğretim üyesi ve 8 Araştırma görevlisi Dr. hizmet vermektedir.

     Öğretim Üyeleri

  1. Doç. Dr. Mehmet MELİKOĞLU (Anabilim Dalı Başkanı)
  2. Dr. Öğr. Üyesi Handan BİLEN
  3. Dr. Öğr. Üyesi Erdal PALA
  4. Dr. Öğr. Üyesi Merve Hatun ERKAYMAN

 

     Asistan Doktorlar

Arş. Gör. Dr. Tunçay AĞKURT
Arş. Gör. Dr. Büşra SOLAK
Arş. Gör. Dr. Rabia YAMAK
Arş. Gör. Dr. Rümeysa CALP
Arş. Gör. Dr. Ahmet Onur SOĞUKSU
Arş. Gör. Dr. Melike GÜVEN
Arş. Gör. Dr. Sanem ÇOLAK
Arş. Gör. Dr. Sanaz SOLTANZADEH
Arş. Gör. Dr. Gizem KUYUMCU
Arş. Gör. Dr. Bilal Akif BABACAN
Arş. Gör. Dr. Asena DOĞAN
Arş. Gör. Dr. Nazly Nael HAKKI HAKKI
Arş. Gör. Dr. Asiya Hazal ÖZTÜRK
Arş. Gör. Dr. Erdal ERSOY
Arş. Gör. Dr. Saliha Gökçe ALBAYRAK
Arş. Gör. Dr. Büşra KILINÇ
Arş. Gör. Dr. Doğu YILMAZ
Arş. Gör. Dr. Süreyya YAZICIOĞLU
Arş. Gör. Dr. Gökhan ÇİNİCİ

 

       Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim dalı olarak ayaktan tedavi hizmetlerinde üç deri ve zührevi hastalıklar polikliniği ve bir kronik hastalıklar polikliniği olmak üzere 4 poliklinik olarak hizmet vermektedir. (Pandemi dönemi dışında)  Kronik hastalıklar polikliniğimiz; Behçet hastalığı, Psöriazis (Sedef hastalığı), Allerji, Otoimmun büllöz hastalıklar ve Deri kanserleri ile ilgili olarak hasta kabul edecektir. Deri ve Zührevi hastalıklar kliniğimiz 20 yataklı servisi ile ülkemizin en çok yatak sayısına sahip kliniklerinden biridir ve bölgemizinde lideri ve en büyük kliniği konumundadır.

       Bölümümüzde kurdeşen-ürtiker, allerjik hastalıklar, derinin enfeksiyöz (bulaşıcı) hastalıkları (mantar, bakteriyel, paraziter ve döküntülü viral deri hastalıkları gibi), derinin ve vücudun inflamatuvar hastalıkları (sedef hastalığı, saç dökülmeleri, ala hastalığı, behçet hastalığı), deri kanserleri, cinsel yolla bulaşabilen frengi, siğil, molluskum,yumuşak şankr (şankroid), lenfogranüloma venereum, granüloma inguinale gibi hastalıklar, tanı ve tedavileri yapılmakta ve takip edilmektedir.

 

       KLİNİĞİMİZDE YAPILAN İŞLEMLER

       Girişimsel Dermatoloji İşlemleri, Tedavi ve Dermato Cerrahi Ünitesi

  1. Deri hastalıklarının teşhisi için gereklilik durumunda değişik yöntemlerle (dikişli veya dikişsiz) küçük biyopsiler (parça) alınmaktadır.
  2. Yüzeysel iyi ve kötü huylu deri tümörlerinin ve pigmente lezyonların (ben) tanı ve tedavisini gerçekleştirmek amacıyla eksizyonel biyopsiler uygulanmaktadır.
  3. Siğiller, nasırlar, molloskum, aktinik keratozlar gibideri lezyonları için Elektrokoter (uyuşturduktan sonra elektrik ile yakma) ve Kriyoterapi (dondurarak tedavi) tedavileri, kimyasal koterizasyon-yakma ile işlemleri uygulanmaktadır.
  4. Saçkıran ve bazı deri hastalıklarında İntralezyonel enjeksiyon tedavileri yine saçkıran hastalığında topikal DPCP diphenylcyclopropenone immunoterapi uygulaması yapılmaktadır.
  5. Tırnak çekimi ve kimyasal koterizasyon: İyileşmeyen tırnak batması durumlarında kısmi ya da tam tırnak çekimi ve tedavileri yapılmaktadır.

 

       Kozmetik Dermatoloji Ve Tedavi İşlemleri

  1. Kimyasal peeling (glikolik asit ile): Meyve asitleri ile kimyasal peeling (yüzeyel deri soyma) işlemi yüzde özellikle güneş lekeleri tedavisi için uygulanmaktadır.
  2. KTP ve ND: YAG lazer: Kılcal Damar çatlakları veya doğuştan damar lekeleri gibi damarsal hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
  3. İyontoforez: Aşırı el ve ayak terlemesinde seanslarla uygulanan bir tedavidir.

 

        Fototerapi Ünitesi

       Deriye uygulanan bir tür ışık tedavisidir. Güneş ışığında bulunan ultraviyole ışınlarından bir kısmını floresan lambalar aracılığı ile verdiğimiz tedavilerdir. Floresan lambalar kabinlerde yer alır ve hasta bu kabinlere girerek tedavi alır. Ayrıca bunun yanı sıra vücudun küçük bir bölümüne uygulanan lambalardan oluşan küçük cihazların kullanıldığı kısmi yani lokal cihazlarla da yapılabilir. Psoriazis (sedef),  vitiligo (ala), mikozis fungoides(deri lenfomaları), kronik kaşıntılar, derinin liken  hastalığı gibi birçok hastalıkta tedavi amaçlı olarak kullanılır.

       Fototerapi, güneş ışığının tedavi edici dalga boylarını üretebilen ultraviyole lambaları (UVB veya UVA) kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Fototerapi Ünitemizde tüm vücuda uygulama yapılan ultraviyole A (UVA), dar-bant UVB veren kabinlerimiz, vücudun belli bir bölgesine uygulama yapılan lokal UVA, lokal UVB veren cihazlarımız, saçlı deriye uygulama yapılan dar-bant UVB verebilen saç tarağımız mevcuttur.

 

       Teşhis İçin Yardımcı Üniteler Ve İşlemler

  1. Dermatoskopi: Bilgisayarlı ya da el büyüteçleri merceklerinden oluşan sistemdir. Özellikle benlerde;  benlerin iyi huylu ve kötü huylu ayırımında ve birçok diğer deri hastalıklarında kullanılmaktadır.
  2. Direk mikroskopik inceleme: Yüzeysel Mantar Enfeksiyonlarında doğrudan alınan saç örneklerinde veya deri ve tırnaklardan alınan kepek gibi kazıntı örneğinde direkt mikroskopik inceleme ile direk mantar aranmasıdır.
  3. Wood ışığı muayenesi: Mantar, Eritrazma veya Vitiligo gibi pigmentasyon hastalıklarının tanısında kullanılan farklı bir lamba ile değerlendirme ve teşhis yapılmasıdır.

 

       Alerji Testleri

  1. Deri Prick testleri: (Solunum ve gıda prick testleri) ve deri yama testi: ağaç polenleri, yeşillik-çimen polenleri, toz, küf mantarı, kedi köpek tüyü allerjileri, gıda allerjileri gibi allerjik hastalıkların tanısında kullanılmaktadır.
  2. Yama Testi: Allerjik kontakt dermatit, mesleki allerjiler

Zona (Gece Yanığı)

     Nedeni: Suçiçeği ile zona etkeni aynı virüstür. Daha önceden suçiçeği enfeksiyonu geçirildiğinde virüs vücutta sinir köklerinde uykuda kalır. Genellikle 50 yaşın üzerindeki kişilerde, bağışıklık sistemi zayıflığında veya psikolojik stresle virüs tekrar aktifleşir ve zona hastalığına neden olur.

     Belirtileri: Zona sıklıkla göğüs, sırt bölgesini tutar. Karın veya baş bölgesinde de olabilir. Deri bulguları ortaya çıkmadan tutulum bölgesinde ağrı, dokunmaya hassasiyet olabilir. Bu dönemde hastada ağrıya yönelik başka hastalıklar araştırılabilir (kalp, safra kesesi gibi). Daha sonra tutulum bölgesine göre kızarıklık üzerinde gruplaşmış su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Zonanın özel bir tutulumu vardır; her zaman vücudun bir yarısını tutar (sağ veya sol) karşı tarafa geçmez. Döküntüyle beraber hastalar farklı şiddetlerde ağrı duyabilir. Deri lezyonları 2-3 hafta içerisinde kuruyarak kabuklanır. İyileştikten sonra tutulum bölgesinde lezyon olmaksızın tekrar şiddetli ağrı ortaya çıkabilir. Postherpetik nevralji adı verilen bu ağrı sinir tutulumuna bağlıdır ve ileri yaşlı hastalarda daha sık gözlenir.  Zaman içinde azalmakla birlikte hastaların %3’ünde 1 yıl kadar sürebilir.

       Tanı: Genellikle tipik muayene bulguları ile tanı kolaylıkla koyulur.

     Tedavi: Tedavide amaç yaraları hızlı iyileştirmek ve nevralji oluşumunu engellemektir. Bu açıdan virüse yönelik antiviral tedaviyi belirtilerin başlamasından itibaren ilk 72 saat içinde başlamak önemlidir. Ek olarak su dolu kabarcıkların olduğu dönemlerde kurutucu antiseptik solüsyonlar ağrı kesiciler kullanılır.

Uyuz

      Sadece insan derisinde yaşayabilen bir parazitin neden olduğu çok bulaşıcı bir deri hastalığıdır.

     Bulaş: Hastalık kişiden kişiye yakın temasla (aynı yatağı ve giysileri kullanma gibi) bulaşır. Tokalaşma gibi kısa süreli temaslarda bulaşmaz. Yurt, bakımevi gibi toplu yaşam alanlarında salgınlara neden olabilir. Bağışıklık sistemi zayıf kişiler hastalığa çok daha kolay yakalanırlar ve daha şiddetli geçirirler. Kaşıntısı olmayan biri hastalığı bulaştırabilir. Parazit deriye yerleştikten sonra 2-6 hafta içinde kaşıntı ortaya çıkar.

     Belirtileri: Hastalık çok şiddetli ve özellikle geceleri artan kaşıntıyla seyreder. Sıklıkla diğer aile bireylerinde de kaşıntı şikayeti vardır. El parmak araları, el bileğinin iç yüzü, alt karın bölgesi, erkeklerde genital bölge, kadınlarda meme başları sıklıkla tutulan bölgelerdir. Küçük çocuklarda avuç içi ve ayak tabanı tutulumu tipiktir. Parazitin derinin üst tabakasında kazıyarak oluşturduğu tünel adı verilen lezyonlar görülebilir. Tüneller kıvrık veya düz yaklaşık 1 cm boyunda beyaz-gri çizgiler olarak görülür.

      Tanı: Öykü ve fizik muayene bulgularıyla uyuz tanısı sıklıkla koyulabilir. Hastada eğer tünel lezyonu varsa buradan kazıntı alınıp parazit mikroskop altında gösterilerek tanı doğrulanır. Ancak parazitin gösterilememesi tanıyı dışlamaz. Bu durumda öykü ve fizik muayene bulgularıyla tanı koyulup tedavi düzenlenir.

      Tedavi: Aynı evde yaşayan tüm bireylerin şikayeti olsun veya olmasın eşzamanlı tedavi olması çok önemlidir. Keseli bir banyo yapıldıktan sonra parazit öldürücü ilaçlar (losyon, krem) boyundan altta kalan tüm deriye uygulanır (bebeklerde baş bölgesine de uygulanır) Bu işlem tercih edilen tedaviye göre birkaç kere tekrarlanabilir. Ayrıca son 1 hafta içinde kullanılan tüm kıyafet ve yatak çamaşırları 60 derecede yıkanmalı ve ütülenmelidir. Yıkanamayacak eşyaların ağzı bağlı poşetlerde 7 gün saklaması gerekmektedir.

Ayak ve Tırnak Mantarı

       Ayak ve tırnaklarının mantar enfeksiyonu’dur.

      Nedeni: Bulaşıcı bir hastalıktır. Mantarlar, mantar enfeksiyonu olan başka bir kişiden veya eşyalarından (terlik, havlu gibi) hayvanlardan ve topraktan bulaşabilir. Ayak ve tırnak mantarı genellikle mantar enfeksiyonu olan bir kişiden temasla, eşyalar aracılığıyla veya ortak kullanılan hamam, havuz gibi yerlerden bulaşır. Mantarlar nemli ve sıcak ortamlarda kolaylıkla çoğalır.

    Belirtiler:  Ayaklarda kızarıklık, beyaz kepekler, çatlama, su dolu kabarcıklar,  ayak parmak aralarında nemli beyaz görünüm, tırnaklarda renk değişikliği, kalınlaşma gibi belirtiler görülür. Kaşıntı ve beraberinde ayaklarda kötü koku olabilir.

      Tanı:  Muayene bulgularında ayak mantarı şüphesi olan hastalardan kolay ve basit bir işlem olan “deri kazıntı” örneği alınarak mikroskopta mantar yapılarının görülmesi ile tanı doğrulanır.

     Tedavi: Hastalığın şiddetine göre mantarlara karşı etkili antifungal kremler (tırnak için cilalar) veya ağızdan alınan tabletler kullanılabilir. Tedavi süresi en az bir aydır. Hastalığın tekrarlamaması için korunma önlemlerine uyulması elzemdir. Ayak ve tırnak mantarı tedavi edilmediği takdirde bakterilere giriş kapısı oluşturarak “selülit” adı verilen yumuşak doku enfeksiyonlarına zemin oluşturur.

    Korunma: Ortak kullanılan banyolarda çıplak ayakla ıslak zemine basılmaması, ayakların her gün yıkanıp mutlaka iyice kurulanması, pamuklu çoraplar giyilmesi (terleten kumaşlardan uzak durulması), çorapların her gün veya nemlendiğinde daha sık değiştirilmesi, ayakkabıların dönüşümlü giyilmesi, ayak bakım eşyalarının paylaşılmaması, yaz aylarında rahat ve terletmeyen ayakkabılar tercih edilmesi mantar enfeksiyonlarının nüks etmemesi açısından önemlidir.

Behçet Hastalığı

      İlk defa 1937 yılında Deri ve Zührevi Hastalıklar uzmanı Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından ağız ve genital bölgede yaralar ve göz bulgularıyla tanımlanan hastalıktır. Zaman içinde hastalığın hemen hemen tüm organ ve sistemleri tutabildiği gösterilmiştir.

      Nedeni: Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte altta yatan genetik ve bakteri, virüs gibi bazı çevresel etkenlerin hastalığı tetikleyerek bağışıklık sisteminde anormal değişikliklere sebep olduğu düşünülmektedir.

      Belirtiler: Ağızda tekrarlayan yaralar (aftlar) ile birlikte, genital bölgede tekrarlayan yaralar, gözde kızarıklık, ağrı, görme kaybı, deride iltahaplı sivilceler, bacaklarda ağrılı sertlikler, eklem ağrısı,  damar tıkanıklıkları bulgularından bir veya birkaçı eşlik edebilir. Daha nadir olarak sinir sistemi ve büyük damarları tutabilir.

    Tanı: Behçet hastalığının özgül bir tanı testi yoktur. Hastanın klinik bulgularına dayanarak tanı konulur.

   Tedavi: Aftlar için krem ve gargaralar kullanılır. Kolşisin Behçet hastalığının temel ilacıdır. Bunun dışında gerekli hallerde bağışıklık sistemini baskılayıcı ve düzenleyici tedaviler başlanır. Tutulan organlara göre ve tutulumun şiddetine göre tedavi seçeneği belirlenir. Behçet hastalığı iyileşme ve atak dönemleriyle giden kronik seyirli bir hastalıktır. Hastalık özellikle 20-40 yaşlarında daha aktiftir

Akne

       Yağ bezlerinin yoğun olarak bulunduğu yüz, göğüs ve sırtta iltihaplı sivilcelerle seyreden hastalıktır.

     Nedenleri: Özellikle ergenlik döneminde deride yağ salgısının artmasıyla siyah noktalar oluşur. Gözeneklerin tıkanmasıyla bakteriler çoğalarak iltihaplı sivilcelere yol açar. Aknenin toplumda bilinenin aksine karaciğer hastalığı ile ilişkisi yoktur.

      Belirtiler: Yüz, göğüs ve sırtta siyah noktalar, iltihaplı sivilceler ve bazen kistler, apseler görülebilir.

    Tedavi: Akne tedavi edilemediğinde yüzde kalıcı izler bırakabilir ayrıca depresyon başta olmak üzere birçok psikolojik soruna yol açabilmektedir. Bu nedenle aknenin tedavi edilmesi gereklidir. Hafif-orta şiddetli durumlarda krem tedavileri daha şiddetli durumlarda ek olarak antibiyotikler tedavide kullanılmaktadır. Çok şiddetli (kistik) veya tedaviye dirençli durumlarda A vitamini türevi bir ilaç olan izotretinoin tedavisi kullanılmaktadır. Ayrıca özellikle 25 yaş üstü kadınlarda altta yatan hormonel bir bozukluk (adet düzensizliği, kıllanmada artış) varsa buna yönelik tedavi yapılır.

     Korunma:  Akneye yatkın kişiler su bazlı cilt bakım ürünleri kullanmalı, yağ bazlı ürünlerden uzak durmalıdırlar. Uygun bir ürünle düzenli cilt temizliği yapılmalıdır. Düşük glisemik indeksli (kan şekerini hızlı yükselten örneğin şeker, beyaz un gibi gıdalardan uzak durmak) diyetle beslenmenin akne şiddetini azalttığı gösterilmiştir. Aknesi olan kişilerin diyetlerinde bu durumlara dikkat etmesi önerilir.

Pemfigus

     Deride ve ağız içinde su toplayan kabarcıklar ve bunların açılmasıyla oluşan açık yaralarla seyreden ciddi bir deri hastalığıdır.

      Nedeni:Bağışıklık sisteminin deri hücrelerini birbirine bağlayan yapıları yabancı olarak algılayıp bunlara saldırmasıyla hücreler birbirinden ayrışır. Ayrışma sonucunda içi sıvı dolu “bül” adı verilen kabarcıklar oluşur. Bağışıklık sisteminin neden tetiklendiği tam olarak bilinmemekle birlikte bazı ilaçlar etken olarak suçlanmaktadır.

    Belirtileri:Ağızda iyileşmeyen yaralar, deride sıvı dolu kabarcıklar ve iyileşmeyen açık yaralar görülür.

     Tanı:Muayenede pemfigus düşünülen hastalara mutlaka deri biyopsisi yapılarak tanı doğrulanır. Patolojik incelemenin yanısıra immunfloresan denilen özel bir yöntem de tanı da yardımcıdır.

      Tedavi:Pemfigus kortizonun bulunmasından önce çok yüksek oranlarda ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır. Günümüzde ise hastalara uzun süre kortizon tedavisi ve gerekirse diğer bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler verilerek hastalık çoğu zaman kontrol altına alınabilmektedir. Hem hastalığın ciddi olması hem de verilen tedavilerin yan etkileri açısından hastanın yakın takibi ve tedavinin aksatılmaması çok önemlidir.

    Korunma:Hastalığın etkin olduğu dönemlerde deride yara oluşturabilecek darbelerden kaçınılmalıdır. Örneğin dişler yumuşak fırçayla fırçalanmalı banyoda kese yapılmamalı ve duş tazyiğine dikkat edilmelidir. Özellikle kortizon tedavisi altındayken tuzdan ve şekerden fakir gıdalarla beslenilmelidir.

Ürtiker (Kurdeşen)

      Deride kısa sürede ortaya çıkan ve kaybolan, kaşıntılı, kızarık kabartıların görüldüğü bir deri hastalığıdır.

     Nedenleri: Başta üst solunum yolu enfeksiyonları (nezle, grip) olmak üzere enfeksiyonlar, tiroit hastalıkları gibi metabolik hastalıklar ilaçlar (özellikle ağrı kesiciler, antibiyotikler, kas gevşeticiler) ve bazı gıdalar (alkol, fındık, fıstık, ceviz, balık, yumurta), polen allerjileri sistemik hastalıklar ürtikere yol açan nedenlerdir. Egzersiz, basınç, soğuk veya sıcak gibi fiziksel uyaranlar da tetikleyici olabilir.  Altı haftadan daha uzun süren (kronik) ürtikerlerin çoğunda altta yatan bir neden bulunamamaktadır. Bazı kronik ürtikerli hastalarda otoimmün hastalıklar denilen bağışıklık sisteminin vücudun kendi hücrelerine saldırdığı bir grup hastalık otoimmun tiorit hastalıkları sistemik otoimmun hastalıklar eşlik edebilir.

      Belirtileri:  24 saatten kısa sürede kaybolan kaşıntılı kızarık kabartılar görülür. Bazı durumlarda dudaklarda, yüzde, göz kapaklarında anjiyoödem adı verilen şişlikler eşlik edebilir Ağız içi ve gırtlak etkilendiğinde hastalarda nefes darlığı ve yutma güçlüğü gibi yakınmalar olur.

    Tanı:  Ürtiker tanısı fizik muayene bulguları ile konur. Altta yatan nedeni bulmak amacıyla hastanın şikayetleri doğrultusunda gerek duyulursa laboratuar testleri istenebilir. Çoğu ürtiker tipinin tanısında allerji testlerinin yeri yoktur.

    Tedavi: Ürtiker tedavisinde her zaman antihistaminik grubu ilaçlar kullanılır. Şiddetli durumlarda bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler eklenir. Yüzde, dilde şişme, nefes darlığı yaşamı tehdit eden acil bir durumdur. Bu durumlarda en kısa sürede en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

      Korunma: Allta yatan bir allerjen saptanmışsa kaçınılmalıdır. Aspirin ve türevi ağrı kesicilerden uzak durulmalıdır. Bunun dışında hekim veya hasta tarafından tespit edilen hastalığı alevlendiren bir etken (sıcak, soğuk, egzersiz vb) saptanmışsa bu etkenlerden kaçınılmadır.

Psoriazis (Sedef Hastalığı)

       Toplumda her 100 kişiden 1-2’sinde görülen, zemini kızarık üzeri sedefi (gümüş rengi) kepekli deri bulgularıyla kendini belli eden kronik bir hastalıktır. Bulaşıcı değildir.

       Nedenleri:Sedef hastalığının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik yatkınlığı olan bireylerde bazı çevresel etkenlerin (enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, aşırı alkol ve sigara, kaşıma-keselenme vb.) ve duygusal stresin hastalığı tetiklediği düşünülmektedir.

       Belirtileri:Sıklıkla saçlı deri, diz dirsek gibi bölgelerde kızarık, kepekli deri lezyonları ve bazen tırnak değişiklikleri görülür. Bazı hastalarda eklem tutulumu (sedef romatizması) nedeniyle eklemlerde şişlik, ağrı olabilir.

       Tanı:Hastalığın tanısı genellikle fizik muayene ile koyulur. Nadiren deri biyopsisi gerekebilir.

       Tedavi: Sedef hastalığı alevlenmeler ve iyilik dönemleriyle giden dalgalı bir seyir gösterir. Tekrarlayıcıdır. Kesin bir tedavisi olmamakla birlikte hastalık kontrol altına alınabilir. Hastalığın yaygınlığına göre ve hastanın mevcut tıbbi durumu (eşlik eden hastalıklar vs) da göz önünde bulundurularak tedavi kararı verilir. Sınırlı bir tutulum varsa yerel tedaviler (krem, merhem) daha yaygın durumlarda ağızdan alınan ilaçlar, enjeksiyon tedavileri ve fototerapi seçenekleri vardır. Çok daha dirençli hastalıkta veya geleneksel tedavilerin kullanılamadığı durumlarda biyolojik ajan denilen tedavilere geçilir.

       Korunma: Sedef hastalığı derinin travmaya uğramasıyla alevlenir. Bu nedenle hastaların keselenmemesi, kaşınmaması gerekmektedir. Ayrıca güneş yanığından da korunmalılar.  Özellikle şiddetli sedef hastalığı olan kişilerde kalp damar hastalığı, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, obezite (aşırı kilo) gibi hastalıklara yatkınlık olduğundan hastaların bu açılardan da dikkat etmeleri önemlidir. Ayrıca aşırı kilonun sedef hastalığının şiddetini arttırdığı bilinmektedir.